08 Tem 2013

HAYATA DAİR

Yorum Yok Genel

Hepimiz hemen her gün hayata dair kararlar alıyor veya almaya çabalıyoruz. Doğru kararlar alabilmek için bilmemiz gereken üç temel unsur vardır:
1- Gelecek hayallerimiz,
2- Hayat amacımız,
3- Değerlerimiz,
Bu üç unsur bilmek, karar almamızı kolaylaştırır ve hayatımızı anlamlı kılar. Aksi halde sıradan, mutsuz, memnuniyetsiz bir hayatımız olur.
Hayalleriniz yaratıcılık yönünüzü güçlendirir ki, insan yaratıcılığını ne kadar kullanırsa o denli doyuma ulaşır. Hayaller, hedeflerle karıştırılmamalıdır. Hayaller çocukluğunuzdaki gibi Superman veya Pamuk Prenses’ in varlığına inanmak, biraz da sınırları zorlamak, daha sonra dönüp baktığında da “ İyi ki yapmışım! “ diyebilmektir. Hayallerde korku yoktur, aksine biraz cesaret, biraz rüya biraZ da umursamazlık vardır. Çocukluğunuzu hatırlayın,belki hayalin ne demek olduğunu da hatırlarsınız ve en önemli unsur:
Hedefler gibi mutlaka ulaşmak gerekmez !
Hayal etmek, umut etmektir ve insan umut ettiği müddetçe yaşar.
Hayat amacına gelince, insanın kendini ve yaşamını değerli kılar. Kişiyi ayakta tutan en iyi güçtür. Genelde bize ailemiz ve sosyal çevremiz tarafından pompalanan yaşamı hayat amacımız zannederiz. Bunlar, sahte, tüketime ve birbirini rakip olarak görmeye, ezmeye, yok etmeye dayalıdır ve adı amaç değil, HIRS’ tır. İnsanı yer, bitirir; çünkü sonu gelmez. Hayat amacı, vatanın için istihdam yaratmak, onu korumak, bilgi yaymak, çocuklara, hastalara, hayvanlara yardım vs. olabilir. Bunları yapmayı yüreğinde hissetmek, benimsemek önemlidir.
Değerler ise, bir hücrenin yapıtaşları gibidir. Sağlıklı ve evrensel ahlaki ilkelerle uyumlu olmalıdır. Eğer hayatınızla ilgili değerleri belirlediyseniz, yaptığınız ya da yapacağınız her şeye karar vermek çok kolay olur. Değerler kararları etkilerken algıları da geliştirir. Dünyayı daha kolay anlamaya başlarız. Adalet, başarı, cesaret, sevgi, vicdan, yaşama katkı, doğa, sağlık, huzur, dostluk, bilgi, dürüstlük vs. gibi bir çok değer var ve bunları çokça belirleyip sıralamak önemli.
Sonuç olarak sorunlardan daha kolay sıyrılabilmek ve daha rahat bir yaşam için: Size ışık tutacak hayalleriniz, doyum sağlayacak bir hedefiniz ve bu yolda ilerlerken siz yolda tutacak değerlerinizi bilmelisiniz.
Biraz düşünüp, her adımda kendinize sorun:
 Ben kimim?
 Ne yapmak istiyorum?
 Amacım ne?
 Bunu nasıl yaparım?
 Niçin yapmalıyım?
Bakalım cevaplar nasıl olacak, ne getirecek, neyi fark edeceksiniz?
Sevgiler………..

23 May 2013

ERTELEMELER

2 Yorum Genel

Hayatınızda yapmayı çok istediğiniz halde kolunuzu bile kıpırdatamadığınız anlar oldu mu?
Benim oldu, geçen sene büyük bir şevkle başladığım ve keyifle yazdığım yazılarımı yazmak istediğim halde yazmıyordum. Her gün bilgisayarımı açıyor ve öylece bakıp kapatıyordum, böylece nerdeyse bir yıl geçmiş, artık bu ataleti ve yapamıyorum yalanını bırakmaya karar verdim. Altında yatan nedenleri düşünmeye ve fark etmek için kendime doğru soruları sormaya başladım. Bunun çözümünde son katıldığım EFT eğitiminin çok katkısı oldu, Bülent Uran’a çok teşekkür ediyorum! Sonuca ulaştım ve belki sürekli erteleme yapanlara yardımı olur diye paylaşıyorum.

Hepimiz bir şeylere karar verir, bu doğrultuda (kilo vermek, spora başlamak vs.)Gibi seçimler yapar ve bir süre de bunları uygularız. Ama küçücük bir çeldirici teklif bizi hedefimizden uzaklaştırır, ilk önce kendimizi iyi hissederiz. Örneğin mükemmel bir yemek yemişsinizdir ya da sabah uykunuzun en tatlı yerinde kalkıp yürümek yerine, sıcacık yatağınızda uykuya devam etmek daha keyifli hisettirmiştir. Ama bir süre sonra içinizden kocaman bir suçluluk duygusu yükselmeye başlar. Bu tutarsız davranış ve bunun için bulduğumuz bahane ile de kendimizi sabote etmenin nedenini bulmamızı engelleriz. Bir süre kendimize kızar hatta utanırız. ” Yine verdiğin sözü tutamadın, nefsine yenik düştün, bu sefer son” gibi iç konuşmalarla kendimizi hırpalar, boşuna kürek çeker dururuz. Veee ertesi günü aynı döngü yeniden başlar ve hayatımız verilmiş sözler ve ertelemelerle, sabotelerle döner durur.
Yüreğimizin arzusuna ters düşen bir şey yapıyorsak bilmeliyiz ki, altında yatan gizli bir niyet, duygu vardır. Böyle bir durum söz konusu olduğunda önce rahatlatıcı bir müzik eşliğinde derin nefesler alarak bedeninizi ve ruhunuzu gevşetin sonra kendinize şu soruları sorun:
“Aslında şu anda ne yapmak istiyorum?”
” Hedefimden saparken gerçek amacım nedir?”
Sorun ve bekleyin cevap gelecektir. İç çatışmalar bizi yorar, bir tarafımız bir şey söylerken diğer tarafımız başka bir şey söylüyorsa veya biz onun tam tersini yapıyorsak, bilmeliyiz ki, içimizde bir savaş var. Bu bizi zayıflatır, yorar. Günlük hayatta yorgun, dalgın hissetmemizin temeli de budur.
İçsel çatışmamızı durdurmanın tek yolu fark edip kabule geçmektir. Kurban modundan kurtulmalı ve iç çatışmamızın kaynağını keşfetmeli, çatışan niyetlerimizi bulmalıyız. Ne zaman saboteyi yaratan gizli niyetimizi anlarız,o zaman gerçek seçimlerimizi yapabiliriz.hangisini seçersek seçelim,sonuç bizi rahatlatacaktır. Çünkü iç çatışmamız biter, seçimimizi bilinçli olarak yaptığımızı biliriz.
Böylece ya isteğimiz doğrultusunda seçimimizi yapar özgürleşiriz ya da diğerini yapıp,mış gibi yaşayarak kendimizi tüketiriz.

Doğru soruları sorarak kendinizi özgürleştirecek gerçekleri bulmanız dileğimle,
Sevgiler………

12 Eyl 2012

DÖNÜŞÜM ENERJİSİ

2 Yorum Genel

Hepimiz zaman zaman duygularımızı, düşüncelerimizi etkileyen sıkıntılı dönemler geçiririz ve içimizde bu dönemi yaşamamıza sebep olan kişilere veya durumlara olumsuz duygular hissetmemiz son derece doğaldır. Bunların başlıcaları kızgınlık ve öfkedir. Öfke kızgınlığın birden bire patlayarak dışa vurum halidir ki, hiç de sağlıklı değildir. Kızmak çok doğal ve insani bir duygudur, bütün sorun kızgın kalmak, bunu saklamak ya da bastırmaktır. Ben çoğu danışanlarımda bu durumu gözlemliyorum. Okudukları veya yaptıkları kişisel gelişim çalışmaları nedeniyle kızmamaları gerektiğine ve böyle hissetmenin yaptıkları çalışmaya aykırı olduğuna inanıyor, hislerini bastırıyorlar. Yani olmadıkları, hissetmediklari şekilde davranıyorlar. Ben tekrar ve tekrar aynı şeyi söylüyorum: “Kızmak çok doğal bir duygudur, sorun, kızgın kalmaktır.”Duygularımızı ve düşüncelerimizi iyileştirmenin yollarını bulmamız ve öğrenmemiz en sağlıklı seçim olacaktır.

Benim işinizi kolaylaştıracağına inandığım bir kaç önerim olacak. Öncelikle sizi kızdıran etkenleri belirleyin ve bunları yazılı hale getirin. Daha sonra her bir madde için kızgınlığınızı azaltacak çözümler bulun ve bunları da yazın. Her madde için bir süre çalışmak gerekir, o yüzden acele etmeyin, adım adım ilerleyin. En iyi çözümü, kişi deneye yanıla kendi bulur. İşin püf noktası duygunuzu bastırmadığınızdan emin olmanızdır, gerisi çorap söküğü gibi kendiliğinden gelir.Evren tamamen enerjiden oluştuğu için kızgınlık ve öfke de bir enerjidir ama negatiftir, tek  yapmamız gereken bu enerjiyi pozitife çevirmek, yani yaratıcı yollarla bunu boşaltmaktır.Unutmamamız gereken bir şey de insanın sahip olduğu en güçlü kaynak yaratıcılıktır. Hepimiz bunu kullanmakla rahatlar, huzur ve mutluluğu buluruz.
Yazı yazmak, müzik dinlemek, resim, nefes çalışmaları, yoga, meditasyon yapmak bu yollardan bir kaçı ve hemen birini denemenizi tavsiye ediyorum.

Sevgiler,



Çankaya Mah. İnönü Bulvarı
Panaroma Apt. Kat:2 No:23
Akdeniz/Mersin
Telefon: +90 324 237 44 13